.jpg)
Bundan önceki sayfaların siyah olmasından değil yenisinin beyaz olması. Bazı şeylerin değişmesinden ötürü. Lise yıllarına dönünce, mesela lise 2'ye birçok kişinin dilinde daha açılımını dahi bilmediğim bir kısaltma vardı: ÖSS. Benim için o kadar uzaktı ki ÖSS ve "Üniversite" kavramları, hayal bile kuramazdım üzerine. Sadece o an vardı yaşanılası olan. Ne bir plan ne de bir vizyon. Yapmayı sevdiğim tek şey insanları eğlendirmekti. Hatta çoğu zaman gülünç durumlara düşsem dahi. Lise 2 sonrası bildiğiniz üzere lise 3 gelir ki artık insanların gelecekleri üzerinde düşünce üretmeleri ya da düşünce ithal etmeleri gereken bir döneme gelinmiştir (bazıları bu dönemde işi büyütmüş ve kendi dinamikleriyle ihracat bile yapmaktadır.); fakat bende hala bir endişe hakim değildir o dönemde de... Zira ilk sınav gelmiştir ve ben, %98,7'lik dilime girmişimdir. Çok talihsiz bir dilim değil mi?:) Bugün hala ÖSS sürecinde olan arkadaşlarıma kendimi örnek veririm. Biraz klasiktir; ama hala işe yarar: "Ben, kazandıysam sen, hayli hayli kazanırsın." Velhasıl, ikinci sene kısa bir çalışma döneminden sonra hayatıma giren ve beni ebediyete kadar değiştiren Eskişehir ve Anadolu Üniversitesi dönemi. Hep derdim, "Ulan şu ÖSS'yi bir kazanayım, şu Beyaz Sayfayı bir açayım başka bir şey istemeyeceğim." diye. Beni ebediyete kadar değiştirmiştir bu seçim; zira hayatımdaki bütün "benim olan" karaları ben, bu dönemde verebilmişimdir. Anadolu Rangers'le tanışmam, iş hayatındaki ilk deneyimim ve tabi ki Sermin Yürümez (kronolojik sıra takip edilmiştir:)) hepsi bu döneme rastlar. Kendime çok sormuşumdur: "Ulan, ya bir üstteki ya da alttaki seçenek denk gelseydi." diye. Ne kadar farklı bir "ben" olacaktı kim bilir. -Bu arada Benzema gol attı- Her halde ÖSS bu nedenle çok eleştirilmekte; fakat hepimiz seçimlerimizi oynuyoruz zaten. Her şey seçimlerimizden ve bizi seçimlerimize götüren çevremizden ibaret. Konu dağılmadan devam edeyim. Tamam, iyi, güzel Beyaz Sayfaya başladık; ama bitmek bilmedi bu yeni sayfa. 6 sene sürmüş. Bu süreçteki sloganım yine değişmedi: "Ulan şu Üniversiteyi bir bir bitireyim, şu Beyaz Sayfayı bir açayım başka bir şey istemeyeceğim." Sonunda o da bitti sıra geldi askerlik sayfasına. "Geçer mi lan? Biter mi Lan? Ben mi yapayım? Ben mi tutayım? Ayarlı, emret komutanım..." diye diye askerliği de yedim bitti. Tabi slogana devam. Geçen gün büyük üstad, değerli abim Göksel Türe'yle oturuyorduk. Ona dedim ki: "Abi ben, seni tanıdığımda sen, mezundun. Sonra yüksek lisans yaptın, ABD'ye gittin, oradan askere gittin geldin ve biz seninle hala oturabiliyoruz". Ne çabuk geçti bu yıllar. Tabi ben, yılları kastetmiştim; ama Göksel abi biraz yanlış anladı beni. Sanki "Hala bizle takılıyorsun." demek istemişim gibi:) Sevgili abim yıllar nasıl geçti gitti? Seninle birlikte oturmaktan onur duyduğumu bilmeni isterim. İlk günkü gibi.
Sonuç olarak, o kadar fazla şey istiyoruz ki... Ve bunların bir sonu da olmayacak. Daha büyük ev, daha iyi iş, daha güzel bir araba, daha az çalışma saatleri... Beyaz sayfalar bitmeyecekmiş gibi geliyor bana.
Sevgilerimle...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder